![]() |
![]() |
BAŞTAN VE SONDAN BİRİNCİLER
Maceraya var mısınız? İle başladı her şey. Her zaman dedik. Hazırlandık, çıktık yola. Epey gittik, Karagöl’e geldik. O eşsiz manzara, o hava, rüzgârın sesi biraz da şekerleme, kendimize geldik. Derken ekiple buluştuk. Liderimiz Kaplan İsmail Bey ile tanıştık ve yola devam ettik. Daha önce geçmediğimiz taşlı, topraklı, ağaçlarla çevrili yollardan geçtik.
Soluduğumuz temiz hava, ağaçların güzelliği her şey o kadar mükemmeldi ki sonunda nereye varacağız diye meraklanmaya başladık. Ve uzun uzun ağaçların bulunduğu Samra’ya geldik. Küçük bir gezintiye çıktık ve Taş Şelalesine geldik. İnanılmaz… O irili ufaklı taşların görüntüsü harikaydı ve anında ölümsüzleştirildi. Taş cennetinde boy boy fotoğraflar çektik.
Kalacağımız yere döndük. Yapılacak iş çok. Her ne kadar Kaplan İsmail kaytardığımızı söylese de çadır kurarken de iftar hazırlığı yaparken de elimizden geldiğince yardım ettik.
Çadır, iftar derken Hayatı İdame dersi için bir grup yola çıktı. Ne yapacaklarını merak etmiş onlarla gitmek istemiştik. Vildan için fark etmezdi ama sonrası gelince iyi ki gitmemişim diye düşündüm.
Biz ateşin etrafında oturmuş ısınırken geldiler ve yürüyüş hazırlığı başladı. Montlarımız tamam, batonları da aldık elimize başladık yürümeye. Daha önce düz yoldan başka yol görmeyen biz şimdi taşlı, bayırlı, dik yollardan geçecektik.. Emin değildik ama bir cesarettir düştük yollara. Ben daha yolun başındayken yorulmaya başladım Vildan ise bana mısın demiyordu. Kimseye söyleyemedim. Diğerleri ilerledikçe ben gerilemeye başladım. Kısa kısa molalar verdik ama bana yine de yeterli gelmedi. Buna rağmen devam ettik. Gittikçe dikleşmeye başladı ve ben nefes alamaz hale geldim. Ben pes etmiş, oturmuş geri dönmenin planlarını yaparken Vildan başta olmak üzere hadi devam dediler. Tamam dedim, mahvoldum ben. En arkadan onları izlemeye devam ettim. Ah! Evet, sonunda zirve. Siz Erciyes Fatihleri için bu çok bir şey değil belki ama ben oraya çıkana kadar akla karayı seçtim.
Ve dönüş zamanı… Her ne kadar inerken de en arkadan takip etsem de dönüşün mutluluğu yeterliydi. Ve işte ateşimiz göründü. Ateşin karşısına geçip oturduğumda o ay ışığını, o temiz havayı, güzel ağaçları düşününce bu yorgunluğa değdiğini anladım.
Çadırımızda nöbetini köpeğimiz Dost’un yaptığı gecede güzel bir uykudan sonra kendimizi gayet iyi hissediyorduk. Karşımızda liderimiz Kaplan İsmail haydi yürüyüşe dedi. Bayağı pes ettiğimizi düşündü galiba. Hadi dedim yürüyelim. Bayağı kafa tuttum ama ciddi değildim, tabii…
Çevreyi görmek için koyulduk yola. Öyle güzel yerlerdi ki. Akan sular, yeşilin her tonunun bulunduğu muhteşem bir doğa…
Her şey çok güzeldi hiçbir şeyin tadına doyum olmadı gerçekten. İlginiz, arkadaşlığınız ve bu devasa yerleri görmemize neden olduğunuz için teşekkür ederiz. Diğer etkinlikler mi! Tabii ki katılacağız…
22.08.2010 Samra’da İftar
Vildan TÜRK, Hülya TANRISEV
| ETKİNLİKTEN GÖRÜNTÜLER |
Fotoğraflar: Cem KOÇYİĞİT |