![]() |
![]() |
KÖROĞLU DAĞLARI'NDA 24 SAAT
Hayatımda birkaç kez küçük denemeler yapmama rağmen hiç bu kadar gerçeğini yaşamamıştım. Kamp… Benim gibi birçok korkusu olanlar için gayet iyi bir deneyim… Dememişler mi ki korkularının üzerine gideceksin. Ben de onu yaptım işte! Beypazarı’nın yerlilerinden olan arkadaşların yöresel konuşmaları bile yeterliydi korkularımı atmaya…
30 Mayıs 2009-16,30 sularında başlayan yolculuğumuz ve kampımız sadece beş kişilikti. Başkanımız İsmail Bey (İso), Dolunay Bey, Selami Bey (Selo), Cem Bey ve ben…Bu arada bizi koruyan İsmail Bey’in köpeği sevimli Dost’u unutmamak lazım.
Kamp yapacağımız yere vardıktan sonra ilk işimiz kamp ateşi yakmaktı. Çünkü hava soğuktu ve ilerde daha da soğuyacaktı. Güle oynaya odun toplamaya başladılar. Büyükçe bir kamp ateşi yaktılar. Hemen yemek yapma işlemlerine başladık. Selo harika yemek yapan birisi olarak bize pek bir iş bırakmadı. Bol biberli, domatesli muhteşem bir tavuk yaptı. Yemek yapılırken ben de uyuyacağım çadırı kurmaya başladım. Tabii ki Dolunay’ın yardımıyla.. Çadır kurulduktan sonra, tavuk pişmeye devam ededursun Dolunay köfte hazırladı herkese… Aperatifti köfte bizim için. Asıl yemeğin tadına varabilmek için sadece bir başlangıç… Olağanüstü güzellikteki doğada, kuşların cıvıltısı ve dere sesinin arasında yemek yemek çok büyük bir zevkti herkes için. İnsanoğlunun içinde bulunduğu gürültüden, sesten, stresten, teknolojiden kısacası yüklendiği gamdan, kalabalıktaki yalnızlığından ve iç huzursuzluğundan uzaktık. Sonra çay demlendi. Sıcak çayla birlikte soğuğun hissedilirliği azaldı. Gerçi o güzel ve samimi muhabbet içinde soğuk pek de önemli değildi benim için.
Ertesi gün saat altıda uyandım. Bunun sebebi açık hava mıydı yoksa doğadan korkmam mı bilemiyorum. Ama hiçbir şekilde yorgunluk belirtisi yoktu ben de. Sonra baş aşçımız Selo kahvaltı hazırlamaya başladı bize. Yine büyük bir maharetle hazırladığı sucuklu yumurtayı afiyetle midelere indirdik. Kamp alanında yaptığımız mıntıka temizliğinden sonra hemen yola koyulduk. Araçlarla gidebildiğimiz kadar gittikten sonra yürümeye başladık. Önceleri çok sevimli görünen bu yürüyüş daha sonra beni bir hayli zorladı. Fakat zirveyi görmeden, hedefe ulaşmadan geri dönmek olanak dışı bir hareketti. Ben bunu yapacaktım. Profesyonel insanların yanında ben pek bir acemiydim. Yine de elimden geleni yapmalıydım. Onlar da biraz süratlerinden kesmiş olmama rağmen hiç usanmadan beklediler beni.
Bu müthiş manzara karşısında insan ne yapacağını şaşırıyor. Fotoğraf makinesinin gördükleri ile yetinip fotoğraf mı çekmeli yoksa kendi gözlerine bir ziyafet mi? Çünkü dağlara baktığınızda toprağı göremiyordunuz. Her yer zümrüt gibiydi. Her ikisini de bir arada yapmaya çalışarak yola devam etmeye karar verdim. Kayalıkların bir bölümünü geçtikten sonra zirvedeki kayalıklarda gök gürlemeye, şimşek çakmaya ve yağmur yağmaya başladı. Islanmamak için girdiğimiz kaya kovuklarında olağanüstü bir görüntüyü içimize çekiyorduk. Bir süre sonra yağmur doluya dönüştü. Yağan dolu her yere bir beyazlık katıyordu. Yeşil ve beyaz -zümrüt ve elmas- çok güzel bir görüntü oluşturdu. Dolu biraz yavaşlayıp yağmura döndüğünde inmeye karar verildi. Buralara ben mi çıkmıştım? İnanamıyordum kendime. Ben buradan hayatta inemem diye düşünmeye başladım. Çünkü çok ıslanmıştım, ayakkabılarım ıslak zemine uygun değildi ve ben sürekli kayıyordum. Neyse ki yanımdaki insanlar beni benden çok düşünüyorlardı ilk seferim olduğu için… Bata çıka indim Cem’in yardımlarıyla… Araçlara atlayıp dönüş yoluna girildi. Fakat aracın lastiği dayanamamıştı yola. İki kez değiştirildi. Yolculuğun sonunda iki şey vardı bende. Yorgunluk ve psikolojik rahatlama… Her zaman insanlara salık verdiğim gibi “ Spor sadece fiziksel bir zindelik sağlamakla kalmaz; bu durumdan ziyade psikolojik motivasyonu ve huzuru da sağlar.”
Dillere dolanmış bir söz vardır insanlarda. “Bırakacaksın işi, gücü, teknolojiyi; atacaksın kendini doğa ananın kucağına. O bilir sana nasıl davranacağını…” Bütün bunları yaşamış olmak mutluluk vericiydi. Yani kısacası;
Islandım, üşüdüm, korktum fakat değerdi. Değdi de...
TUBA YURDAKUL
Pangea Off-Road
| ETKİNLİKTEN GÖRÜNTÜLER |
Fotoğraflar: |