KESİKKÖPRÜ - KAPADOKYA GEZİSİ

 

Yaz gezileri arasında, faaliyetlerimize farklı bir renk katmak ve uzun zamandır hayalini kurduğumuz ‘Kapadokya da off-road yapmak’ isteğimizi gerçekleştirmek amacıyla takvimimize aldığımız Kesikköprü – Kapadokya gezisini 25 – 26 – 27 – mayıs tarihlerinde oldukça keyifli bir ortam içerisinde gerçekleştirdik.

25 mayıs Cuma günü Gölbaşında toplandığımızda genellikle geç kalan Gökhan ın herkesten önce geldiğini görünce önce biraz şaşırdık ama hep ilk gelen Turhan’ın en son gelmesi şaşkınlığımızı arttırdı. Önce ayaküstü kısa bir sohbet sonra eksik malzemelerinin tamamlanması ve telsizler üzerinden bol sohbetlerle yapılan yolculuk ve alacakaranlıkta Kesikköprüye vardık. Burada ilk dikkatimizi çeken göl suyunun çok temiz olmasıydı ancak etraf hiçte iyi bir görüntü vermedi. Biz önce kamp yapacağımız alanı temizleyerek işe başladık, sonra yemek masaları ve çadırlar kuruldu. Çevre temizliğini en genç arkadaşlarımızdan Hilmi büyük bir itina ile hepimizden çok çalışarak başardı. Yemek işini ise her zaman olduğu gibi yine ‘mangalın profesörü’ Turhan kimseye elletmeden halletti. Sonrasında gece geç saatlerde aramıza katılan İlker ve Tuğba ile sohbete devam ettik. Sohbet konusu ağırlıklı olarak Cemil’in aracına yeni taktırdığı 12000 lik vinç’i oldu. Yeni arabaya vinç montajı çok zordur ama Cemil bunu kendine has yöntemlerle mümkün kılmıştı ama görüntü olarak pek estetik durmadığından Turhan’ın ve Gökhan’ın iğneli eleştirilerinden kurtulamadı.

Sabah saatlerinde, her kampta ‘ev sahibi’ konumunda olmasından dolayı içimizde ayrı bir yeri olan arkadaşımız Meltem’inde gelmesi ile kadroyu tamamladık ve Kapadokya ya doğru yola çıktık. Yine telsizlerle bol neşeli bir yolculuktan sonra ilk durağımız olan Avanos’a vardık. Küçük bir ilçe turu yaptıktan sonra serinlemek amacıyla Kızılırmak içinde yüzmek istedik ama güçlü akıntıları olan bu nehirde sadece kenarda oyalandık.

Sonrasında Göreme, Uçhisar, Ürgüp, Ortahisar derken kamp yerine geldik. Burası gözden uzak olduğu için temiz kalmış çok güzel bir yer. İki günün yorgunluğu ile iyice yavaşlayan bizler biran önce yemeğimizi yiyip çadırlara kendimizi atmak istedik ama bu sefer farklı bir yemek (?) denemesi bizi hem çok oyaladı hem de aç kalmak endişesini yaşattı, ama Allahtan yine bu işin bir numarası Turhan devreye girdi ve olayı çözdü. Tabii Turhan a bu konuda yardım eden on parmağında on marifet Zekeriya yı ve aramıza yeni katılan sevimli kardeşler Yasemin ve Melek’i de unutmamak gerekir.

Gece sert rüzgarların ıslık sesleri ile geçti sabah ise önce yağmur sonrada dolu sürprizi ile başladı. Ama yaz yağmuru çok uzun sürmedi ve birkaç arkadaşımız Gökhan la beraber off-road yapacağımız bölgede keşif çalışması yaparken diğerleri de kahvaltı için hazırlık yaptılar. Yine Yasemin ve Melek pratik çalışmaları ile bu işi şipşak hallettiler.

Sonrasında off-road a geçildi, ilk olarak Gökhan ve Meltem öncülük yaptı ama derin su geçişi başarısız olunca diğer bölgelere yöneldiler. Sonrasında çamur geçişleri yataylar dik iniş ve çıkışlar…. Güçlü ve yeni kamyonetlere göre zayıf olan İlker ve Tuğba’nın vitara’sı bu etap için uygun olan ölçüleri ile daha başarılı oldu.

Heyecanlı off-road’ u bitirip tekrar yola çıktığımızda öğlen olmuştu, önce bir-kaç yer altı şehri ve tarihi yerler gezdikten sonra Ihlara vadisine geldik. Bu eşsiz güzellikteki bölgeyi farklı açılardan gezdik ve bir alabalık lokantasında soluk aldık. Bu yemek molası hem karnımızı doyurdu hem de uzun sürecek bir yolculuk öncesi enerji toplamamızı sağladı.

Aksaray üzerinden Şereflikoçhisar’a geçtik ve burada Tuz gölü üzerinde kısa bir yürüyüş yaptık. Sonraki durağımız gezimizin başlangıç yeri olan Gölbaşı oldu.

Bizim tarzımıza göre farklı olan ama son derece keyifli geçen bu geziyi bitirdiğimizde faaliyetimize katılan tüm insanlarda yorgunlukla karışık bir mutluluk vardı. Bize bu çok keyifli ‘üç günü’ hazırlayan Gökhan ve Meltem’e teşekkür ettikten sonra evlerimize doğru yola çıktık. Tabii bir sonraki etkinlikte buluşmak üzere….

 
 
 
PANGEA OFF ROAD