PANGEA OFF ROAD

PANGEA'NIN SEYİR DEFTERİ'NDEN 5 MART 2011

 

 

Yine bir Pangea etkinliği ve yine güzel duygular, şehrin, insanların ve yoğun iş temposun olumsuzluklarından uzaklaşarak dağlara kendimi atmak benim için derin bir nefes çekmek kadar hayat dolu bir duygu.

Buluşma noktasına her zamanki gibi ilk gelen ben olmuştum, arkadaşları beklerken Karagöl ün bu güzel doğasının tadını çıkarmaya çalıştım ve biraz yürüyüş yaptım, etkinlik zor olduğu için katılımın çok az olacağını biliyordum. İlk gelen İso oldu daha sonra Mesut ağabey geldi. Necati’nin işlerinden dolayı gelemeyeceğini öğrendikten sonra 3 kişilik ekibimiz, ha birde Dost’umuz (deli kangal) 4 kişilik ekibimizle yola koyulduk. Köroğlu’nun o bakir havası beni hep heyecanlandırmıştır, hele bu mevsimde karlı manzarası görülmeye değerdi. Karlı yollardan araçlarla zar zor ilerleyerek Saçlık’a yakın,1622 rakımlı kamp noktamıza geldik, bu etkinlik de tamamen dağcılık kurallarına göre hareket edeceğimiz için daha bir farklıydı ve herkes bireysel olacaktı. Malzemelerimizi indirerek karlar üzerine çadırlarımızı kurmaya başladık, ateş yakılmayacağı için herkes çadırında yemeklerini hazırladı ve yedi. Hava sıcaklığı – 10 civarındaydı sabaha karşı kalkacağımız için erkenden yatışa geçtik.

Saat 03.00 sularında uyandık, hemen çadırları toplayıp sırt çantalarımızı aldık, Üç yarım akıllı ve bir deli kangal kafa lambalarının ışığıyla zifiri karanlık da bıçak gibi kesen Köroğlu soğuğunda ilerlemeye başladık. İlerledikçe tedirginliğimiz artıyordu çünkü yolumuzda bir sürü ayı izi vardı ve izler çok tazeydi. Bu soğuk ve karanlık da en büyük güvencemiz önce deli kangal, sonra İso’daki pompalı idi. Arada verdiğimiz molalar sonrasında yürüyüşe devam ettikçe kar kalınlığı artıyor kimi yerlerde 2 metreyi aşan kürtünler ve aylardır süren soğuk ile rüzgârın birlikte yaptığı dev bir bıçak sırtı görüntüsündeki doğal kar heykelleri muhteşem görünüyordu. Doğa her mevsim ve günün her saati ayrı bir güzelliğe sahipti. Dik çıkışlar ve tırmanış başladığında hızlanan nefesimiz ve azalan oksijenden dolayı yorgunluğumuzu artıyordu. 3 saatlik zorlu tırmanıştan sonra Saçlık zirvesine çok az kala gün de ağarmak üzereyken bizde aç midelerimizi çantamızdaki kahvaltılıklarla doyurmaya başlamıştık. Kahvaltı molasından sonra zirveye vardık bu sırada hava iyice bozmaya yüz tutmuş, hızını artıran sert rüzgâra kar eşlik etmeye başlamış görüş mesafemiz 2 metreye kadar düşmüştü. Zirvede fazla kalmadan GPS in de yardımıyla (çünkü izlerimiz tamamen kaybolmuştu) dönüşe geçtik, tırmanışa göre iniş daha kolaydı, rakım düştükçe hava yumuşamaya başlamış aydınlanan gökyüzü ile doğanın güzelliği kendini göstermeye başlamıştı ve bizde fotoğraf makinelerimizle bu anları ölümsüzleştirdik. Dönüş yolunda tempolu koşular yaparak ciğerlerimizi sonuna kadar bol oksijenle doldurup, kondisyonumuzu zorladık.

Macera, spor ve heyecan dolu bir hafta sonunu güzel bir zirve yaparak, şehrin tüm kötü enerjisini geride bırakarak faaliyeti sonlandırmış olduk.

Cem KOÇYİĞİT

 

ETKİNLİKTEN GÖRÜNTÜLER

 
Fotoğraflar: Cem KOÇYİĞİT - Mesut KÖSE