CUMADERESİ-KARAGÖL OFF-ROAD GEZİSİ

 

Keyifli off-road gezimize başlamak için, 25 Kasım Cumartesi günü öğleden sonra Ankara’dan yola çıktık. Beypazarı’ndan İnözü mevkiine, oradan da takip eden yolla Karagöl’e ulaştık. İstanbul’dan gelen arkadaşlar ise Kıbrıscık üzerinden geldiler buluşma noktasına. Biz yaşamasak da İstanbul’lu arkadaşlarımız biraz daha atraksiyonlu yol maceraları geçirmişler. İstanbul’dan Kıbrıscık’a sessiz ve ıssız bir ara yolla geldiklerinden mazotsuz kalma tehlikesi ile karşılaşmışlar.

Hepimiz önce Karagöl kenarındaki bungalow evlerimizde toplandık. Nefis bir manzara karşısında ilk önce ateş yakma ve sonrasında yemek hazırlıkları başladı. Gökyüzündeki tüm yıldızların gölün üzerindeki yansıması gerçekten müthişti... Bu manzara eşliğinde yemeğimizi yedikten sonra, yürüyüş yoluna koyulduk.

El fenerlerimiz eşliğinde yolumuzu aydınlatarak yaptığımız orman yürüşümüz hem nefis hem de oldukça heyecanlıydı. Göl etrafında çok güzel patikalar var. Gece yarısı olması ve bazı vahşi hayvan tehlikeleri içermesine rağmen, oldukça keyifli geçti turumuz. Bilinmeyene doğru, özellikle de gece yarısı ilerlemek inanılmaz bir duygu. Göl çevresindeki keşfimizi tamamladıktan sonra, şirin göl evimize döndük ve bahçede şömine ateşimizi yaktık. Bir kaç tane göl evinden oluşan tesis, olukça şirin ve rahattı. Ateş başında sohbet eşliğinde saatler su gibi akıp geçti.

Ertesi sabah kalktığımızda mis gibi kokan dağ havasında; güneş, orman ve göl manzarası karşıladı bizi. Sıcacık bir bahar sabahını anımsatan güneş eşliğinde kahvaltımızı yaptıktan sonra yola koyulduk. Karagöl’den çıkar çıkmaz nefis ve küçücük bir köyün içinden geçtik ilk önce, sonrasında ise Timur’un savaşlarının yapıldığı bölgeleri gördük. Köroğlu Dağları’nda yaklaşık 2000 m.’ye kadar çıktık, orman yolları oldukça heyecanlı dakikalar yaşattı bizlere. Geçişimizi kapatan kütük parçalarını hep birlikte kaldırarak yolculuğumuza devam ettik. Ayrıca bu bölgenin ciddi bir heyelan bölgesi olması da içimizdeki adrenalini biraz daha yükseltti. Sağımız solumuz dehşet büyüklükteki kayalar ile doluydu. Kimi mevsimler tamamen kapalı olan bu yollar şansımıza bize geçit verdi. Dere yataklarından, akan sulardan geçmek durumunda kaldığımız orman yolculuğumuz gerçekten keyifliydi. Bahar aylarında güldür güldür çağlayan ama Kasım ayı içinde pek de sularını bize göstermeyen Cumaderesi kenarından devam eden yolculuğumuz, sık ağaçlı ormanların içinden bizi dehşet bir görüntüye sahip olan Kaya Şelalesi’ne ulaştırdı. Uzun yıllar önce çok büyük bir kayanın dağların tepesinden parçalanarak aşağıya kadar düşmesiyle oluşan görüntü gerçekten görülmeye değerdi. Bu arada burda süper bir de akustik var. Güzel sesli arkadaşlara tavsiye edilir. İsmail’in hayali burada bir kaya yürüyüşü yarışması yapmak ama oldukça tehlikeli olduğundan henüz bir girişimde bulunulamadı.

Burdan sonraki hedefimiz ise Sakal Yaylası’na ulaşmak oldu. Orman yolları ne yazık ki inanılmaz inşaatlaşmaya başlamış. Buralardan gitmek istemediğimizden, değişik bir yol denemek için ormanın içine daldık. Bu yolculuk da oldukça heyecanlıydı, çünkü önümüze neyin çıkacağından habersizdik. Nitekim, gittik gittik ve yol bitti. Yoğun kaya ve ağaçlar daha fazla devam etmemize izin vermediğinden, geri dönmek zorunda kaldık.İsmail ve co-pilotu Yasemin aslında tepeye kadar çıkardı ama grubu yalnız bırakmak istemediler. Manzara ve arazi muhteşemdi gerçekten. Sonra başka başka yollardan en son Sakal Yaylası’na vardık. Yıkık dökük ve terk edilmiş yayla evlerinin arasından geçerek, çok ama çok güzel bir manzara bulduk kendimize. Gökyüzünü elini uzatsan yakalacak hissi veren bu arazi inanılmaz güzeldi gerçekten. Burda snow-boardcu arkadaşımız Alper bize marifetlerini gösterdi. Gerçekten bir yandan sıcacık güneş bir yandan bembeyaz karlar ve bir yandan yemyeşil dağlar hepimize çok keyifli saatler yaşattı. Hele gün batımı manzarası unutulacak gibi değildi. Gökhan ve Meltem’in hazırladığı süper mangalımızda yemeğimizi yedikten sonra ATV’ci arkadaşımız Murat’ın yaktığı kocaman ateş çevresinde de çok keyfili dakikalar geçirdik. Bu arada süper profesyonel fotoğrafcı arkadaşımız Fatih de gerçekten sanatını konuşturdu ve inanılmaz güzel fotoğraflar çekerek gezimizi ölümsüzleştirdi.

Çok güzel anılarla doldurduğumuz off-road gezimiz Sakal Yaylasın’dan Beypazarına yine tam kadro devam etti. Sonrasında ise İstanbul’lu arkadaşlarımızı Beypazarı’ından şehirlerine uğurladık. Grubun geri kalan yolcuları Beypazarı’nın tarihi konaklarından birinde yöresel tatlı höşmerim ve semaver eşliğinde Murat’ın heyecanlı av maceralarını dinledik.

Sıcacık, adrenalinli ve bol bol eğlenceli bir turumuzu daha böyle tamamladık....

Yasemin Şafak

 

KARAGÖL - CUMADERESI 2006
 
 
PANGEA OFF ROAD