![]() |
![]() |
HIRKATEPE KAR YÜRÜYÜŞÜ
Zorlu üniversiteye hazırlık çalışmları ardından zaman ayırıp katılabildiğim etkinlik benim için çok iyi oldu. Etkinliğin son Anadolu Parsının görüldüğü yerde yapılması da bu etkinliğe ayrı bir önem katıyordu.
Cem ağabeye facebooktan “yo yo siz etkinliğe gidin ben gelmiyorum nasıl olsa” deyince hemen müjdeli haber geldi. Ben de o günü iple çekmeye başladım. Hazırlıklar falan filan derken cumartesi günü geldi. Kış mevsiminde gece kamp deneyimim olmadığından açıkçası üşüme konusunda bazı kaygılarım vardı.
Vakit geldi toplanma yerimiz de beklerken gelmeyeceğini önceden öğrendiğim Ahmet Cengiz ağabeyin de geleceği haberi beni gerçekten çok sevindirdi. Yola çıktık kamp yerine giderken Dost’un kulağımın dibinden ani havlamaları beni ani irkilmelere sürükledi. Yolda gördüğümüz manzaralar ise anlatılmayacak kadar güzeldi.
Kamp yerine vardığımızda hava kararmış ve yavaş yavaş soğumaya başlamıştı. İso GPS’den havanın sıcaklığına bakıp bize söylerken aynı kıyametin habercisi gibiydi. Selami ağabeyin yaktığı ateşte olmasa herhalde donacaktık. Karnımızın da iyice acıktığı bir vakitte imdadımıza Cem ağabey yetişti yaptığı mantar sote eşliğinde tavuk ve irmik tatlısını dağda değilde yemekteyiz programında yapsa galiba 10 üzerinden 10 puan alırdı. Yemekler yenmiş çadırlar da kurulmuştu ben de yerimi Rahmi amcanın yukarı sanayide özel olarak yaptırdığı çadırda aldım. Soğuktan korktuğumdan sanırım işi biraz abarttım. Kilim çift mat çift tulum battaniye cep sobası vs. derken gece 3 gibi terleyerek uyandım. Rahmi amca hele hiç uyuyamamış. Çadırın dışına örtülen dışı muşamba içi keçeli örtü çadırın hava almasını engelleyince bizi de az kalsın karbondioksitten zehirleyecekti. Gece 3’te Rahmi amca ve İso ile yapılan sohbetin ardından tekrar derin bir uykuya daldık.
Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra yürüyüş yapacağımız yere gitmek için yola çıktık. İso da Ankara’dan gelen misafirleri almış onlarla buluştuk Mesut ağabeyde o çok istediği CJ7’sini (Ben ona wrangler demek istiyorum çünkü açıları ve ölçüleri aynı) alıp gelmiş ve bizi yalnız bırakmamıştı. Zor ve kolay olmak üzere iki farklı gruba ayrıldık ve yürüyüşe başladık. Kolay grubu bilemeyeceğim ama bizim yürüyüş zorlu geçti. Özellikle dik inişler ve çıkışlar bizi gerçekten çok zorladı; fakat yürüyüşü yaptığımız derin vadi gerçekten görülmeye değerdi. Molanın birinde akrabalarıyla birlikte havlayarak gelen 9-10 köpek beni tedirgin etti ama Ahmet Şay ağabeyin köpeklerle hemen kanka olması beni rahatlattı. Tam yürüyüş bitti dediğimiz zaman telsizden konuşan İso bizim çok yürümediğimize kanaat getirdi ve rotamızı değiştirmek zorunda kaldık. Zaten yorulmuş olan bizler inişli ve çıkışlı bir başka yoldan geçtikten sonra başlangıç yerine vardık. Diğer ekipten yorulanları Mesut ağabey CJ7 ambulansı ile uzunca bir yolu yürümekten kurtardı. Toplanma yerine gelen İso nun bizim hala çok yürüdüğümüze inanmama konusunda ki ısrarı sonuçlanmış ve sonuç buz tutmuş olan gölün etrafında koşu olmuştu. Tabii kaytaranlarda oldu. Etkinlik böylelikle bitirilmiş oldu.
Anadolu Parsının son görüldüğü topraklarda yaptığımız etkinlikte her ne kadar parsı göremesekte doğa güzelliğiyle bize bu acıyı unutturdu. Tabii başka bir pars(Melih BOZDEMİR) bizi yalnız bırakmadı.
Sanırım üniversite sınavı geçene kadar bir daha etkinliğe gidemeyeceğim ve dağları çok özleyeceğim kesin. Etkinliğe ilk kez gidecekleri şimdiden uyarıyorum Pangea Off-Road etkinliklerinin uyuşturucu gibi bir etkisi var bir kere gittiniz mi bir daha gitmeden duramıyorsunuz.
TUNCER FURKAN KANIVAR
Özel Yavuz Sultan Koleji
12. Sınıf Öğrencisi
| ETKİNLİKTEN GÖRÜNTÜLER |
Fotoğraflar: Ahmet BOZKURT ve Bora KELECİOĞLU |